+A A -A

2018 Rehabilitasyon yılı Olacak

-A A +A

Devamlı gerilim sonuçta adrenalin bağımlısı yapar. Vücudun adrenalin ihtiyacı arttıkça kişi daha çok gerilim daha çok heyecan daha çok risk peşinde koşar. Son yıllarda yaşanan siyasi toplumsal gelişmeler toplumumuzu adrenalin bağımlısı yapmış gibi görünüyor. Sanki hep daha sarsıcı daha şaşırtıcı daha çatışmacı ve kutuplaştırıcı olaylar olsun beklentisi içindeyiz.

Son dört beş yılda Türkiye yi sarsan olaylar dizisine baktığımızda bu durumun pek de yersiz olmadığını gösteriyor. Mavi Marmara Gemisine İsrail Komandolarının saldırması ve 9 şehit verilmesinden başlarsak, baş döndürücü gelişmeler yaşadık. Tek başına 15 Temmuz darbe girişimi bile yeter. Darbe şartlarını olgunlaştırmak için planlanıp uygulamaya konulduğunu sonradan anladığımız Ergenekon Balyoz. MIT tırları,17/25 Aralık komploları gibi şeytana külahını ters giydirecek gelişmeler Toplumun tansiyonunu gerilimini dayanılmaz derecede yükseltiyordu.

 Buna bir de Rus uçağının düşürülmesi Rusya ile papaz olmamız, PKK barış sürecini sabote etmesi Hendek savaşları başlatması, IŞID Belasının Türkiye’nin güvenliğini tehdit eder boyuta ulaşması, kitlesel intihar saldırıları yapması, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin  PYD’yi açıkça silahlandırıp Güney sınırımızda Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridoru oluşturma planları, Fırat Kalkanı Operasyonu, El-Bab ın IŞID ten kurtarılması Türk askerlerinin İdlibe girmesi Rus Büyükelçisi suikastı, ABD deki Zarrab davası, Afrin harekatının da eli kulağında haberlerinin sık sık medyaya servis edilmesi gibi olaylar saymakla bitmez. AB ile ilişkilerin tırmanmaya dönüşmesi. Bunlar ilk kalemde sayabildiklerim. Bu kadarı bile Türkiye’nin nasıl ağır ve tehlikeli bir süreçten geçtiğini ispata yeter, Siz onlarcasını daha ekleyebilirsiniz

Evet Türkiye’nin gündemi çok yoğun ve hızlı bir akış içinde. Fakat 2017 yılının özellikle 2. yarısından itibaren toplumsal gerilimin ortadan kalkmasa da nispeten azaldığını görüyoruz. Özellikle Hükümet epeydir ihmale uğramış görüntüsü veren ekonomik ve toplumsal konulara ağırlık vermeye başladı. 2017 yılında kalkınma hızımızın Dünya birincisi olması bu politikanın ilk meyvesi. Yukarıda sayılan olayların failleri sebepleri ortadan kalkmadı. ABD ile tırmanan gerilim restleşmeye doğru gidiyor. Buna rağmen gerek Başbakan Yıldırım’ın gerekse de Erdoğan’ın mesajlarının satır aralarında ABD den gelecek olumlu bir adıma misliyle karşılık verileceği ifade ediliyor. Zarrab davasına yöneltilen protesto bile sadece Mahkeme kararlarına yönelik Yönetime değil.

 Dış İşleri Bakanımızın Alman muadiliyle görüşmesindeki iyimser dil, Erdoğan’ın Fransa ziyaretinde Macron’un AB konusundaki kapıları kapatan ifadesine rağmen anlamazlıktan gelmesi, ticareti ve ikili ilişkileri önceleyen tutumu, Avrupa ile de ilişkileri yumuşatmaya, anlaşmazlık konularını vurgulamaktansa iş birliği ve ticareti geliştirmeye yönelik politika izleneceğinin habercisidir.

Beri yandan Suriye konusunda da Kamuoyuna yansıyan haberlerde özellikle Afrin’e müdahale konularında yumuşama ve tansiyon düşürme tavrı görülüyor. Devamlı savaş ve terör haberleriyle çalkalanan bir ülkede öngörülebilirlik istikrar yatırım üretim artabilir mi.

Bu nedenle Hükümet İki sancılı sosyal soruna çözüm üreterek 2018’e girdi. Birincisi taşeron işçilerin kadroya alınması, işsizlik oranlarını aşağıya çekmek için bir dizi teşvik tedbirleri uygulamaya koyması. Buna birde asgari ücrete beklentilerin üzerinde zam yapılmasını eklememiz gerekir. Üretim ve istihdamın artırılması toplumsal huzur ve barışın güvencesidir.

Toplumsal barışın tesis edilmesi kutuplaşma ve gerginliklerin azaltılmasının diğer önemli şartı da FETÖ ile mücadelede Mağdur edilen kitlelerin mağduriyetinin giderilmesidir. Bu konuda en etkili adım, ByLock uygulamasına iradeleri dışında yönlendirilmeleri nedeniyle işinden olan hatta yıllardır hapiste olan çoluk çocuğu aile hayatı darmadağın olan 11.000 kişinin mağduriyetlerinin telafi edilmesi olacaktır. Bu sayının çözümlemeler devam ettikçe bir kaç kat artması da kaçınılmaz görülüyor.

Hükümetin bu yönelişlerinin en önemli sebebi elbette 2019 da yapılacak Mahalli seçimler ve Başkanlık seçimleridir. Taşınamaz hale gelen bu gerilim kutuplaşma, sosyal ve ekonomik sorunlarla AK Partinin ve Tayyip Erdoğan’ın beklediği başarıya ulaşması hayli riskli görülüyor. Dışarıda ve hatta Suriye’de gerilimi azaltma, sorunları çözemesek bile mümkün olduğunda kış uykusuna yatırma Hükümetin 2018 yılındaki genel politikası olacaktır. Bu safhada bile başkanlık seçimlerine odaklı olarak giderek yoğunlaşan iç politik tartışmalar mevzi almalar daha da artacaktır. Bu da zaten Demokratik siyasette olması gereken bir durumdur.

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.01.2018 - 10:22 -2,248-
Bu sayfayı paylaşın :