+A A -A

"Bunlar dayanamaz bunu da değiştirirler"

-A A +A

Sevgili okurlarım.
Size doyum olmaz. Son makalem oldukça kısa düşmüştü. Okurların ilgisinin kısa makalelere daha fazla olduğunu o zaman anladım. “Selam verip hemen çıkayım. Belki daha çok okunur makalem” dedim. Öyle de yapacaktım. Ama Gazetede manşet: “FETÖ’ye FBI soruşturması” haberini görünce çatladım.
Muhtemelen FETÖ lideri Gülen ilaçlarını almayı unutmuştur. Yanındakiler de pür dikkat “MİT buraya da gelip operasyon yapar mı acaba?” endişesi ile çevreyi gözetlerken ilaçları hatırlatmayı unutmuş olabilirler. FBI böyle bir hatayı affetmemeliydi. Netekim de soruşturma açmış.

Bu beni aldı götürdü eskilere:

Eskilerde hastalara tavsiyeler olurdu; “Hasta olduğunda doktora gidecek muayene olacaksın. Doktora vizite ücreti ödeyeceksin. Çünkü doktorların yaşaması lazım.  Doktorun yazdığı reçeteyi götürüp eczaneden ilaçlarını alman lazım. Çünkü Eczacıların da yaşaması lazım. Aldığın ilaçları kesinlikle içmemen lazım. Çünkü senin de yaşaman lazım.”

Tabi eskilerde şimdiki gibi rahatsızlandığında hemen ücretsiz muayene olamazdın. Bırak seni muayene edecek doktoru seçmeyi, doktoru yakalayıp kapının hemen içinde doktor masasına 4 metre uzaktan öksürüp, teşhisini yaptırabilirsen şanslı sayılırdın. O da 3 ay sonraya verilmiş muayene gününde.

Reçete yazdırmak mümkün, ancak reçetede yazılı ilaçları bulabilmek çok kısmetli ve yanında “hamili kart yakinimdir” kartviziti ile gidenlerde mümkündü. Genelde “o ilaç yok, muadili var” sözü daha eczaneye girerken ve reçeteyi henüz göstermeden eczacının söylediği sözdü. Tabi muadil ilaç bedelliydi. Devlet reçetede yazılı olmadığı için ödemezdi. Mecburen kendin öderdin.

İlaç deyince eskilerde hastane koridorlarında hasta miktarıyla orantılı, elinde içi şişkin, dolu dolu çantaları olan ilaç mümessilleri pazarlamacılar olurdu. Bunlar şimdinin 65 yaş üstü ve engelli hastalarının sahip olduğu önceliğin çok çok üzerinde bir ayrıcalıkla doktor odalarına kapıyı çalmadan girebilirlerdi.  Genellikle doktor yüzlerce hastaya bakmanın verdiği yorgunluğu bu ilaç mümessillerini gördüğünde unutuverir, yüzünde gülücükler açardı. Çünkü çantanın içinde hastalarına yazmaları gereken ilaçların numuneleri ve isim listelerinin yanı sıra birçok hedaye  muayene aletleri, eşantiyonların yanında çantanın özel bölümünde muhafaza edilen ve doktorun kendi ilaçlarını yazma performansına göre uçak biletli tatil belgeleri ve özel ikramlar yer alırdı. İlaç mümessillerinin çantaları onun için çok şişkin olurdu. Doktorumuz da bu imkanların daha fazlasına sahip olabilmek adına alakasız ilaçları da hastaların reçetelerine eklerdi. 3 gün 1’er adet içilmesi gereken ilaç için 24’lü 50’li kutular reçetelere yazılırdı.  Biz bunları yaşadık ve o ilaçları (tabi genellikle de paramızla muadillerini) kullandık. Dünyanın dev ilaç fabrikalarının devasa depolara sahip olması ve sürekli sirkülasyonları, zenginlemeleri de bundandı. Kulakları çınlasın Erdoğan iktidara gelip sağlık sektöründeki bu günlere uzanan düzenlemeleri yapmasaydı muadillerle idare etmeye devam edecektik.

Sizler şimdilerde telefonla randevunuzu alıp, doktorunuzu seçip, muayenenizi olup, eczaneden kimliğinizle ilacınızı alırken biz zamanında bunları böyle yaşadık. Her şeye rağmen çok güzel günlerdi; adrenalini yüksek, sonu bilinmeyen macera gibiydi hastanelere gitmek. Şimdilerde bunlar yok. Hayat çok monotonlaştı. Allah sabrını verir inşallah.

“Yahu bu Ersoy baba da ne menem bi adam. Makaleye nerden başladı nereye getirdi” demeyin. Bizdeki bu hastane, muayene, ilaç vb. sağlık sektöründe yapılan yeni düzenlemeler şu anda ABD ve birçok batı ülkelerinde gerçekleştirilebilmiş değil. Özeniyorlar. Bundan dolayıdır ki FBI Fetö’ye ilaçlarını düzenli almadığı için soruşturma açıyor. “Bakın bizdeki sağlık sektörü nerelere geldi” demeye getiriyor.  Yazının başıyla da Fetö’nün başıyla da bağlantıyı böylece kurdum.

Bu arada okuyucularım soruyor “Ersoy Bey, Özgeçmişinizde okudum; kaybettiğiniz kimliğinizi çıkarmak için neden 2019 u bekliyorsunuz?”

Bende defter şeklinde olan nüfus cüzdanı vardı. Bakkal defteri gibiydi. Ona rağmen kaybettim. Yeni mavi kimlikler çıktı. “hele bekleyeyim. Bunlar dayanamaz bunu da değiştirirler” dedim. Haklı da çıktım. Şimdi çipli kimlikler çıktı. Yarın başka bir şeyler çıkar. Her seferinde para! Son ana kadar bekleyelim. Belki o kadar da yaşamayız.  Gereksiz masraf etmiş olmayalım…

Giriş, antrede turlayıp geldiğin kapıdan çıkış. Makale buraya kadar.
Kalın sağlıcakla….

Ersoy Baba

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.04.2018 - 14:56 -792-
Bu sayfayı paylaşın :