Düşmanın silahsız son Haçlı savaşının görünmeyen sinsi yüzlerinden biri…

-A A +A

ABD İslam âleminde ve Türkiye’de
İslam’ı bozabilmek için
nasıl çalıştı?  

CIA’nin, Müslümanları Kur’an-ı Kerim’den vazgeçirmek için hazırladığı “Gerçek Furkan” kitabı İslam dünyasında kabul görmeyince, ABD, bu sefer yeni bir din kitabı icat etmek yerine Kur’an’ın anlamını çarpıtacak ve Amerikan sömürgeciliğine göre yorumlayacak bir tefsir çalışması başlattı.

ABD’de Müslümanların İslam anlayışını bozabilmek için ve Müslümanlarda Amerika’ya ve Batı’ya uyumlu bir din anlayışı başlatabilmek için yapılan çalışmalarından söz etmeden önce, geçtiğimiz yıllarda CIA tarafından gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim’in yerine sahte bir din kitabını hazırlama girişimini hatırlayalım.

ABD'nin Texas Eyaletinde Evangelistlere ait bir yayınevi tarafından, İngilizce ve Arapça yayınlanan bu kitaba, Kur’an’ın isimlerinden birisi olan “Furkan” ismi konulmuş ve adına "Gerçek Furkan" denmişti. 366 sayfa ve 77 “sure”den oluşan kitapta geçen surelerin çoğunun isimleri Kur’an-ı Kerim’den adapte edilmişti. Bunlardan bazılarının adları şunlardı: Fatiha suresi, Sevgi suresi, Mesih suresi, Barış suresi, Zina suresi, Kurban suresi, Evlilik suresi, Cennet suresi, Münafıklar suresi, Cizye suresi, İman suresi, Hak suresi, Kadın suresi, İncil suresi, Maide suresi, Peygamberler suresi…

Kitaptaki sureler, Kur’an-ı Kerim taklit edilerek uyduruk bir “besmele” ile başlatılmıştı.. Bu uyduruk “besmele” Hıristiyanlığın teslis akidesini ifade edecek şekilde şu kelimelerden oluşturulmuştu: "Bismi'l Eb el-Kelimetu'r Ruh el-İlahu'l Vahidu'l Uhed".

"İbrahimi Dinler" vurgusunun yapıldığı kitapta, Kur'an-ı Kerim, İncil'den ve Tevrat'tan alıntılar bulunmaktaydı. 21. yüzyılın kutsal kitabı olarak tanıtılan kitap, Dinlerarası Diyalog olayına vurguyla, "Üç Dinin kitabı" olarak isimlendirilmişti. [1]

İslam dünyasında, özellikle Arap ülkelerinde bedava milyonlarca dağıtılan kitap, ABD’nin İslam ülkelerindeki ezici nüfuzuna rağmen, Müslümanlar tarafından kabul görmemiş ve benimsenmemiştir.

AMERİKA’DA KUR’AN’I YANLIŞ
YORUMLAMA VE TEFSİR ÇALIŞMALARI

CIA’nin "Gerçek Furkan" uydurmacası İslam dünyasınca benimsenmeyince ABD, bu sefer yeni bir kutsal kitap icat etmek! yerine, İslam’ı değiştirebilmek ve bozabilmek için, Kur’an-ı Kerim’i, Amerika’nın İslam coğrafyasına yönelik sömürgeci stratejilerine (Amerikancı İslam’a) göre yorumlayacak meal ve tefsir çalışmalarını başlatmıştır. İlginç olan bu çalışmaları organize edenlerin içerisinde İsraillilerin de olmasıdır.

Araştırmacı Yazar Serdar Kuru’nun naklettiğine göre, 4 Mart 2007 tarihinde, Amerika’nın Florida sahillerinde bulunan St Petersburg şehrinin Hilton otelinde, Uluslararası İstihbarat Zirvesi isimli bir kurumun düzenlediği bir toplantı yapılmıştır.

1995 senesinden beri tüm dünyadan istihbaratçıları bir araya getiren kuruluşun bu sene düzenlediği sözkonusu toplantının ana başlığı “Secular Islam Summit / Seküler İslam Zirvesi” olmuştur ve altına da “İslami Aydınlanma Şimdi Başlıyor” gibisinden anlamlı bir slogan da yerleştirmişlerdir.

İSLAM’I VE KUR’AN’I
SULANDIRMA ÇALIŞMALARI

ABD’nin nüfuzu altındaki 20 ülkenin istihbarat birimlerinin mensuplarının yer aldığı toplantı boyunca bir sürü ilginç ve renkli şahsiyetlerin hepsinin de ortak konusu İslam’ı ve Kuran’ı nasıl sulandırabiliriz sorusunu cevaplandırmak olmuştur.

Serdar Kuru, İslam hakkında karar alacak olan, İstihbarat Zirvesi isimli gizli kurumun arkasındaki kişilerin kimliklerini şöyle anlatıyor:

“Kurumun başında John Loftus bulunmakta. John Loftus eski CIA ajanı ama öyle sıradan bir ajan değil. Bir dönem o kadar üst düzey belgelere erişim hakkı vardı ki diğer ajanlar yanında çömez kalıyordu. NATO Kozmik ve CIA Top Secret kriptolu en üst düzey gizli belgelere erişim hakkı bulunan John Loftus istihbarat camiasının bir çeşit ayaklı ansiklopedisidir.

Kurumun ikinci kilit isimi Profesör Lois Rene Beres, kendisi İsrail vatandaşıdır ve gizli bir operasyon olan “Daniel Projesi” üyesidir. Bu projenin esas amacı İsrail’in nükleer gücünü arttırmak ve Müslüman ülkelerin nükleer güce sahip olmasını engellemektir. 

Başka bir kilit üye ise emekli Albay Bill Cowan. Vietnam’da pek çok özel operasyona katıldıktan sonra CIA bünyesinde vurucu time katılan Albay Cowan Irak’ın Kuveyt işgali sırasında son derece önemli kişileri Kuveyt’ten kaçıran son derece heyecanlı bir operasyonu da yönetmişti. Tecrübeli ve acımasız bir askerdir, şu anda özel bir güvenlik şirketinin başında.

Gelelim başka bir isme. Paul Gaubatz yani kısaca “Dave”, kendisi CIA bünyesinde Arapçayı ana dili gibi konuşan ve Arap ülkelerinde pek çok operasyona katılmış seçme bir ajandır. Irak savaşında esir alınan Amerikalı bayan askerin yerini Amerikalılara bildiren ve bu yüzden Saddam’ın öldürme emri verdiği Iraklı aileyi Irak ordusunun burnunun dibinden alarak Amerika’ya getiren özel birimin lideriydi.

ABD’DE “KIRMIZI HÜCRE”NİN
İSLAM’I BOZMAK İÇİN YAPTIKLARI

Bir diğer renkli isim ve bende de birkaç kitabı bulunan şahıs ise Emekli Özel SEAL komando birliği Çavuşu Richard Marcinko kod adı “Serseri Savaşçı”. Yarı deli olan ama otuz senelik SEAL kariyerinde girmedik delik bırakmamış bu adam Amerikanın “teröristleri” dünyanın her tarafında arayıp öldürme yetkisi verdiği “Kırmızı Hücre” biriminin kurucusudur. Bugün emekli olan Marcinkonun kendine ait güvenlik şirketinin ismi ise ne tesadüf “Kırmızı Hücredir”  İstihbarat Zirvesi kuruluşunun bu renkli kilit isimlerine son olarak İsrail istihbaratından Emekli Albay Avi Shachar’ı da katmak lazım. Görevdeyken Lübnan’da bulunan ve o bölgede adı pek çok icraata karışan Albay Shachar şu anda kendi kurduğu Sprylogics International isimli şirketin başında. Bu şirket şu anda pek çoğumuzun evlerindeki bilgisayarlarda kurulu anti virüs programlarının en ünlülerinden birini satıyor. Yani bilgisayarınızdaki anti virüs programını iyi inceleyin sadece virüsleri yakalamıyor olabilir.” [2]

Bu gizli istihbaratçıların kontrolü altında yapılan toplantıda Kur’an-ı Kerim’in “tefsir” çalışmalarına katkıda bulunan davetli “İslam ilahiyatçıları” özellikle ABD’nin etkisinde ve kontrolünde olan seçilmiş kişilerdi. Zira bu isimlerin dikkat çeken ortak özelliği, Amerika’nın Irak işgaline ve İsrail’in Filistin istilasına sessiz kalmaları ve aynı zamanda Klasik ve geleneksel İslam anlayışıyla ve din kültürleri ile savaş başlatmış kişiler olmalarıydı. Zirveye iştirak eden bu kişilerin ülkeleri şunlardı: Mısır, Suudi Arabistan, İran, Irak, Ürdün, Pakistan, Bangladeş.[3]

ALLAH’IN KİTABINI BOZMA ÇALIŞMALARINA
KARŞI KUR’AN NASIL MEYDAN OKUYOR?

ABD sömürgeciliği’nin yapmağa çalıştığı Kur’an-ı Kerim’i ve İslam’ı değiştirme girişimi tarihte ilk defa görülen bir olay değil. Daha önce de Yüce Allah’ın kitabını tahrif, ya da bir benzerini gerçekleştirme çalışmaları olmuştur. Hatta İslam’ın ilk dönemlerinde bile Mekke devrinde Müşrikler bu konuda çalışmışlar, ancak başaramamışlardır.

Kur’an-ı Kerim, onların bu çabalarına ve onlardan sonra gelecek İslam düşmanlarının bu tür faaliyetlerine karşı şöyle meydan okumuştur:

“İnsanlar ve Cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek (yapmak) üzere bir araya gelseler, yine de getiremezler (yapamazlar)” [4] “Allah’ın kitabının benzeri bir sure getirin bakalım, bütün yardımcılarınızı da toplayın! Bunu yapamayacaklardır...” [5]

İslam düşmanları Kur’an’ın bir benzerini meydana getiremeyecekleri gibi, Allah’ın kelamını değiştirmeğe, anlamını ve ruhunu tahrif etmeğe de asla güç yetiremeyeceklerdir. Zira bunun teminatı da Yüce Allah’ın ayetlerinde vardır:

“Kur’an’ı biz indirdik, onu muhafaza edecek olan da biziz.” [6]

“Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur.” [7]

“Allah’ın kelimelerinde (kelamı olan Kur’an ayetlerinde) hiçbir değişiklik olamaz.” [8]

Evet, Kur’an-ı Kerim’de ve Yüce Allah’ın buyruklarında hiçbir değişiklik ve tahrifat yapılamaz. Bugün ABD ve İsrail merkezli bu tür çalışmalar da başarıya ulaşamayacaktır. Zira Allah’ın kitabı ve dini koruma altındadır.

SONUÇ

Ama bugün İslam dünyasına karşı büyük savaş başlatan sömürgeci merkezlerin, bu savaşın kültürel boyutunda en çok önemsedikleri ve öncelik verdikleri konulardan birisi, Müslümanların İslam anlayışlarını değiştirmektir. Dini ABD’nin ve Batı’nın ilkeleriyle ve Hıristiyani değerleriyle uyumlu ve bağdaşır hale getirmek, aynı zamanda İslami kitleleri sömürgeci strajilerine tabi ve güdümlü kılmaktır. Kur’an-ı Kerim’i yanlış ve çarpık tefsir etmek için yapılan çalışmalar bu amaca yöneliktir.

Unutmamak gerekir ki, bu çalışmalar CIA ismiyle, ya da ABD’nin veya İsrail’in başka bir sömürgeci biriminin ismiyle meydana çıkmayacaktır. Müslümanlara yönelik çoğu fitne ve fesat hareketleri gibi, İslami bir vitrinde, Müslümanca kimliklerle takdim edilecektir.

Bu durumda şu sorular önem kazanıyor: Müslüman bu sinsi Haçlı saldırıları karşısında ne yapacaktır?

Yanlış İslam anlayışları ve yanlış tefsir çalışmaları karşısında nasıl bir tavır ortaya koyacaktır?

Sömürgecinin bu çalışmalarını, büyük bir gaflet ve dalaletle kabul edecek ve kanıksayacak mıdır, yoksa basiret ve ferasetle karşı çıkacak ve tepki gösterecek midir?

Sevgiler saygılar….

Hasan Erden
herden1950@hotmail.com



[1] Yeni Şafak Gazetesi, 30 Kasım 2004

[2] Serdar Kuru, 30.03.2007, Serdar Kuru, http://serdarkuru.sobukai.com/

[3] Yeni Şafak, 29.03.2007,  http://www.haber10.com/haber/65730/, www.iyibilgi.com, 28.03.2007

[4] İsra Suresi: 88

[5] El-Bakara Suresi: 23-24

[6] Hıcr Suresi: 9

[7] El-En’am Suresi, Ayet: 34, 115; Kehf Suresi, ayet: 27.

[8] Yunus Suresi, ayet: 64

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.09.2017 - 13:14 -317-
Bu sayfayı paylaşın :