+A A -A

Kur'an'a Fransız

-A A +A
Tam üç yüz kişi toplaşmışlar. Seçkin üç yüz kindar. Siyaset yapamayan veya yaptığı siyaseti  eline yüzüne bulaştıran kişi de aralarındaymış. Bir dönem Libya’nın devrik diktatörüne Paris’in  göbeğinde bedevi çadırı kurduran. Sonra kudurmuş gibi saldırıp, çölde bir dehlizde linç ettiren… Başka  ne beklenir. Bunlar ancak yediği çanağı pisleyenlerdir. Önce para için pış pış yaparlar sonra sırtına  hançer saplarlar… 
 
İşte bu üç yüz zevat toplaşmış, Kur’an değiştirilsin diyesiymişler… Emriniz olur efendim. Neresinden başlamamızı arzu edersiniz?  Mesela “Bir kavme olan kininiz sakın sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olunuz” (5/8)  mealindeki ayeti değiştirelim, tersine çevirelim. Hatta değiştirilmiş şeklini size verelim uygulayınız. Bu  işleri, siz çok iyi bilirsiniz. İşkenceleri, zulümleri, gaz odalarını, holokostları… Tapınak şövalyelerinizin  ünü dünyayı tutmuştur zaten. 
 
Kur’an, Yahudi karşıtlığı meydana getiriyormuş. Peh peh peh… Ne zamandan beri Yahudi dostu oldunuz. Antisemitizm İslam dünyasında ortaya çıktı da bizim mi haberimiz olmadı!? Neride şimdi Polonya Yahudileri? Sahi İspanya’daki Yahudiler nereye gitti? Nazilere teslim edilen Fransa’daki  Yuhudilerin akıbeti ne oldu?... Her türlü olumsuzluğun sebebi olarak ilk aklınıza gelen Yahudiler değil  miydi? Hani şu Tanrı katili olarak andığınız ve adlandırdığınız Yahudiler…  Kafalarını bir türlü değiştiremeyenler, Kur’an’ı değiştirmeyi teklif ediyorlar… Ederler tabi ki, öyle  kuklalar buldular ki içimizden. Onların bir sözü ile Medine’de kilise yaptırmaya kalkışanlar oldu. Eh!  Onlar da gaza geldi. Oldu olacak şu Müslümanlara şahsiyet kazandıran kitaplarını bir değiştirttirelim de  işi kökten halledelim dediler herhalde… 
Eee… Modern zaman insanı. Her şeyin en büyüğünü yaparak kendisinin de büyük görüneceğini  zannediyor. Eyfel Kulesinin en tepesine çıkınca bayağı da büyük görünüyor hani… Ne demişti Firavun “Ey Haman, haydi tuğla fırınını yak bana bir yüksek kule yap da bir bakayım şu gökyüzüne, bel ki  Musa’nın Tanrı’sını görürüm.” (28/38) Yaptı da gerçekten. Oraya çıktığında sadece kendisini büyük  gördü. Ey insanlar “Ben en büyük Tanrınızım” diye haykırdı. Ama suyun dibini göremedi. Boylu  boyunca battı denizin karanlığına. Ölürken yalvardı: “Ben İsrailoğullarının Tanrısına inandım” dedi.  Ama iş işten geçti. Dalga geçtiği Tanrı ona “Şimdi mi?” dedi. Boğuldu gitti. Cesedini de ibret-i alem  olsun diye savurdu kıyıya…
 
Anlaşılan bu üç yüz kişi üç yüz firavun olup, tanrılığa soyunmuşlar… “Değiştirin ulan!”  havasındalar… Kabadayılığınızı sevsinler. Ne zaman unuttunuz, Almanlardan kaçarken Osmanlı’nın  kaftanının altına sığındığınız günleri… Kanuni’in fermanına muhatap olduğunuz devirleri… Eee zaman  geçti. Sen Nehrinin suları aktı gitti köprülerin altından. Demek ki, sizin zihninizi de alıp götürmüş. Siz  zaten işinize gelmeyen şeyleri hatırlamazsınız. Bu yüzden olsa gerektir ki halkımız Fransız kalmak diye  bir deyim kondurmuş. Haksız da değiller… Kur’an’a bile Fransız kaldıklarına göre…
 
“Ayetlerimiz kendilerine açık açık okunduğunda  kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu hemen fark edersin.  Neredeyse saldıracaklar ayetlerimizi okuyanlara…  De ki onlara: Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi?  Cehennem!  Allah orayı inkar edenler için hazırladı.
 Varılacak ne kötü yerdir orası” (22/72) 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.05.2018 - 10:01 -708-
Bu sayfayı paylaşın :