+A A -A

İnsan, Fakirleştik Diye sevinir mi yahu...

-A A +A

2018 geldi diye,bir yaş daha yaşlandık mı yani? Doğum günümüz geldiğinde bir yaş daha yaşlanılır oysa..

Yılbaşı eğlencelerini ben, oldum olası şaşkınlıkla izlerim. İnsan biraz daha ihtiyarladığı için sevinir mi?

İnsan bir şey kazandığında sevinir. Bir yaş ihtiyarlamak, bir şey kazanmak değildir. Bunun için neden seviniyoruz? Bence o gün, biraz daha ihtiyarladığımız için, kalan ömrümüzün düzgün olması için iç dünyamızda bir muhasebe yapmalıyız. Geçen ömrümüzün getirdiklerini düşünmeli, yeni planlar yapmalı, kalan ömrümüzün daha iyi olmasına uğraşmalıyız. İnsan dua ederken, ”kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha hayırlı kıl” der. Geçen geçmiştir artık, kalan önemlidir. Geçmiş ibret için vardır.

Allah, insanoğluna bir ömür biçmiştir. Her yıl, ister  l ocakta, ister doğum gününde insanın bu dünyada kalacağı süre biraz azalır. Bunun ne zaman biteceği bilinemez. İnsan, sadece “nasıl olsa öleceğiz” der.

Hesap yapamaz.

Geçen gün markette alış veriş yapmaya girdiğim sırada tam kapıda telefonum çaldı. Arayanla görüştük. Konuşurken arkamda bir tanıdık, komşumuz Ramazan Abi belirdi. Biz konuşurken onunla kaşla-gözle selamlaştık. Sonra içeride Ramazan abi ile tekrar karşılaştık. ”Herkesin bir sorunu var. Arıyorlar cevap veriyoruz. "Ramazan Abi“ dedim. O da; “.aman sorunlar biter mi?Ölünce her şey hal olur. Fazla kafa yormaya gerek yok” dedi. Tabi bu, inanmış insanın teslimiyetidir. Dünya işlerini önemsemeyiştir…

Her yıl bir yaş yaşlandığı için eğlenen, yeni yıl gelse de gene, eğlensek diyen, ömür sermayesini tükettiğini bilmeyen, bilmeden yaşayanlar bunu anlayamazlar.

Kardeşim Mehmet, benden l7 yaş küçük. O doğduğunda ben lisede idim. Mehmet şimdi 50 yaşına girdi. Yeğenler 50. yaşını kutladı Mehmet’in.

Biz köyde yaşamış, ekmeğini taştan çıkarmış insanlarız. Tütün tarlasına sabah namazından önce gider, saat 9’a kadar tarlada çalışır, sıcaklar iyice artmaya başlayınca selelere doldurduğumuz  tütün yapraklarını eve, dut ağacının altına getirir, akşama kadar onları dizerdik. (Biz buna tütün cizmek deriz) Tütün cizerken de herkesten medet umardık.

Mehmet daha küçüktü. Biz çalışırken O, kendi kendine oynardı. Mehmet’in bile tütün cizmede bize yardımcı olmasını isterdik. Mehmet, kurnazlık edip; “.benim yaptığım işten ne olacak der” bize yanaşmaz, oyununa devam ederdi. Biz de bunu makul bulurduk..

Bütün Anadolu köylüsü gibi biz de fakirliğin çilesini çektik. Babam bir yere gitmek zorunda kaldığında anamın çift sürdüğünü gördüm ben. Kıçı delik pantolonla gezdiğimi hatırlıyorum. Yalın ayakla okula gittiğimi de.. Babam, ayaklarım çamur olmasın diye (ayaklarım üşümesin diye değil) lastik pabuç aldığında, ilk gece o lastik ayakkabıyı giyerek yorganın altına girdiğimi hala çocukluk anılarımın en tatlısı olarak hatırlarım.

Anamın dayısı Mustafa Dayım, bizden önceki yıllarda daha beterini yaşamış. Karnı acıktığında ekmek torbasından ekmek alacak olsa, anasının kuması görür de kızar diye ekmeği gizlice alırmış. Bize; “ben kendi evimizden ekmek çaldım” derdi rahmetli. Sonra çektiği fakirlikleri anlattı. Sonunda; “biz fakirliğin her türlüsünü gördük. Fakirliğin bizden alacağı yoktur” derdi.

İşte hayat böyle geçip gidiyor. Kah fakirlik içinde. Kah zenginlik içinde. Kimi de ne yaptığını bilmeden tüketiyor ömür sermayesini. Yukarıda anlattığım gibi, “yaşlandık” diye sevinenler bile var. Bunun için eğlenceler düzenliyorlar. Dayanamayıp, gelecek sene gelse de gene eğlensek diye bekliyorlar. Eldeki sermaye bitiyor, buna farkında olmadan seviniyorlar. İnsan, fakirleşmeyi  eğlenerek mi kutlar yahu..   03.01/h.a.

1 yorum var.

Eyvallah Üstad ! İzninizle facebook'ta paylaşıyorum.İnsan, fakirleşmeyi eğlenerek mi kutlar yahu.. azının başlığı son cümleniz olsaydı daha dikkat çekerdi: "İnsan, fakirleşmeyi eğlenerek mi kutlar yahu.?"

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.01.2018 - 15:46 -3,958-
Bu sayfayı paylaşın :