Tarihten düşen acı: Mustafa Lütfü Harputi

-A A +A

    Birinci Dünya Savaşı sonrası yani; üç kıta 7 denize hükmeden Osmanlı İmparatorluğu çöktüğü yıllar. Mondros ve Sevr Antlaşmaları sonucunda Anadolumuzun İşgal güçleri tarafından karış karış işgal edildiği yıllar. Devlet yok, millet var fakat millet başsız. Kimse ne yapacağını sonlarının nasıl olacağını bilemiyor. Yer yer yeni bir Devlet kurma ve Milli Bütünlüğü sağlayarak yeni bir oluşumla varlıklarını sürdürmek isteyenler var, bunun yanında İmanı, düşüncesi bir olanlar bile birçok konuda anlaşamıyor, kimin ne yaptığı, yapacağı bilinmediği yıllar. Bir taraftan işgal güçlerine karşı mücadele verilirken, bir taraftan da hala izahta zorlandığımız adeta bir akıl tutulması , bir cinnet geçirme sonrası yapılabilecek olan icraatlar uygulanıyordu. Bu uygulamalarla gücü elinde bulunduran bazı kimseler yetkilerini kötüye kullanarak masum , vatansever, dindar ve mütedeyyin, alimleri idam ederek cezalandırılıyordu. İşte bu uygulamalrda hayatına son verilen binlerce insanımızdan biri de Akşehir Müftüsü Mustafa Lütfü Harputlu idi.

Müftü Harputlu emsali az alimlerden bir alimdi. O, Harputtan gelerek Akşehir’e yerleşen Müderris Ömer Efendinin üç oğlunun en küçüğü idi. 1867 de dünyaya gelmiştir. Üstün zekası ile yedi yaşında hafızlığını tamamlamıştı. Akşehir, Uşak ,Konya medreselerinde eğitim almıştı. Dini ve fenni ilimler alanında uzmandı.1908 de II. Meşrutiyetin ilanından sonra Meclisi Mebusanın Milletvekili olmuştur.1912 de Akşehir’e gelerek Akşehir Müftülük görevini üstlenmiştir. 1916 da görevinden istifa edip, bir sene aradan sonra tekrar Akşehir Müftülüğüne atanmış idamına kadar da Akşehir Müftüsü olarak görevinin başında kalmıştı. Müftülük görevinin yanında Akşehir Rüştiyesinde ve babasının medresesinde hocalık yapmıştır. Arapça, Farsçayı çok iyi bilir, Almanca ve Fransızcaya da hâkimdi.

Kelam ilmi ve dini muhtevalı 10’un üzerinde kitap yazmıştır. Ayrıca Alman filozoflarından Louis Buchner’in yazdığı ‘’Materyalist Düşünceye dayanan Madde ve Kuvvet’’  İsimli Kitabına karşı Red ve İspat isimli kitabı ile cevap vermiştir. Hoca Efendi dini ve İlmi adamlığının yanında Devlet adamlığı sıfat ve özelliklerine de sahiptir. II. Abdülhamit’in tahttan uzaklaştırılmasına karşı çıkmıştır. Bir beyanname yayınlayarak hissiyatını ortaya koymuş, bu yüzden İttihatçılar kendisini ortadan kaldırılması gereken bir düşman olarak görüyorlardı. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini hazmetmemiş o günün Akşehir Belediye Başkanı Bekir Efendi ile diğer Akşehir’in ileri gelenleri ile birlikte Sadaret ve itilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgrafı çekilmesinde öncü olmuştur. 

   Anadolumuz İngiliz, Fransız,İtalyan ve Yunan ile diğer azınlıklar tarafından işgal edilmişti. İşte Hoca Efendi Akşehirde Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin kurulmasının zeminini hazırlamış, Akşehir’in önde gelen feraset sahibi kişilerle işbirliği yaparak Milli uyanış ve tesanüdün zeminini oluşturmuştur. Bu çalışmalar sonucu  Akşehir’de 18 Kasım 1921 de Garp Cephesi Akşehir’e taşınmıştır. Ve Akşehirliler Garp Cephesinin gelişini heyecanla karşılamışlardır.Böylesine bir vatanseverdir.

   1918-1920’lerde Anadolumuz karmakarışıktı. İşgalcilerin zulmü, katliamı hat safhaya varmıştı. Konyada başlayan delibaş isyanı maalesef Akşehir ve yöresini de tehdit ediyordu. Yarbay Osman Bey Akşehir ve civarını tehdit eden isyancı ve işgalcileri dağıtmak için, 10-11 Ekim 1920 gecesi 70. Alayın birinci taburunu Akşehir’e gönderildi. Yarbay Osman ve ekibi Divan-Harp komisyonunu kurarak o karışık günlerde işgalcileri bastırmakta başarılı oldular. Lakin bu başarının sevincini halka yaşatmayıp sevinçlerini kursaklarında koyacak ve hala kahırla hatırlanan bir cürüm işlediler; bir masum cana, bir vatan kahramanına, Akşehir’in sevilen din adamı, vatansever hocasına; harputlu hocasına kıydılar...

İdam Sehpasında Harputlu Hoca ne dedi?
   Ogünkü olayların bizzat görgü şahidi olan Rahmetli babam Hafız Mehmet BAhaddin Ulu ‘nun anlattıkları yürekler yakar.
   “Yarbay Osman diğer adıyla Kasap Osman, Akşehir ve civarında isyanları susturmak ve halka göz dağı vermek maksadı ile Akşehir’in önde gelen, sözü dinlenen kişileri de cezalandırma yöntemini uyguluyordu. Mustafa Lütfü Hoca Efendi bu karışıklık ortamında kendisinin de cezalandırılacağını düşünerek Çakıllar Köyüne gidiyor. Kasap Osman onun orada olduğunu öğrenerek Akşehir’e getirtiyor. Hoca Efendi idam edileceğini artık idrak ediyor. Etrafında olanlara şöyle diyor (O anda Karaağa’da Müderris olan dedem Hafız Kadir Ulu ve babam da var.) Eğer idam edildikten sonra bedenim kıbleye dönerse kurtuldu deyiniz.Aksi olursa bana dua ediniz.der.İdam fermanı kendisine okunduktan sonra da bir diyeceğiniz varmıdır diye sorulduğunda da ‘’Bu idam fermanını kefenime konulmasını istiyorum. İlahi adalete gittiğimizde ‘Yarabbi beni Kuran okudum diye öldürmüşleri.’’ Diye Yüce Rabbimize arz edeceğim demiş ve ardından asılmıştı.”

   İdam sehpası İplikçi Camiinin önüne kurulmuş, yüzü kıbleye ters istikamette çıkarılıyor yani arkası güney, önü kuzeye yola doğru bakıyormuş. Cellat ayağının altından sandalyeyi çekiyor, Hoca Efendi Kelime-i Şehadetler getirerek sağa sola doğru hareket ediyor, ruhunu teslim etmeden Kıbleye Yüzü dönüyor ve o anda ruhunu teslim ediyor. 20 Ekim 1920 Babamın anlattığına göre Hocanın çok yakın dostu müderris Hafız Kadir dedem de gözyaşları içerisinde  ‘Hocam sen kurtuldun, biz ne yapacağız’ diyor ve orada hoca Efendi’nin Şehadet Şerbetini içmesi ile  secdeye kapanıyor. Oradakiler hayretler içerisinde gözyaşları ile Hoca efendinin ruhunu teslim edişine şahit oluyorlar.

   Hoca Efendinin kabri Nasreddin Mezarlığının ana girişinin sağ tarafındadır. İki taştan ibaret mütevazi bir kabir şekli vardı  ancak geçtiğiz günlerde  mezarı düzenlenerek mermerden ay yıldız şeklinde yeniden yapılmıştır.En azından bir vefa borcu yerine getirilmiş oldu.

Hocamıza Allah Rahmet etsin, geçmişlerine Rahmetiyle muamele etsin, geride kalanlarına da ecir ve sabırlar versin.Ülkemize ve İslâm alemine bir daha böyle günler yaşatmasın. İşte Akşehir Nasreddin Hoca Mezarlığında Allah dostlarından bir dost olduğunu umduğumuz bir fani yatmaktadır.Rabbim Öbür dünyada da onlarla birlikte Liva-il Hamd Sancağı altında buluşmayı nasip etsin, Ruhu şad kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Yakınlarından Ahirete intikal edenlere Allah Rahmet etsin, hayatta olanlarında ecir sabırlar versin.

   Müderris Harputlu Hoca Efendi ile ilgili yazılar neşredilmiştir. Akşehir Tarihi isimli kitap Muharrem BAYAR,Akşehir Müftülerinden Tevfik Ulema yine Akşehir Müftülerinden Tahsin Çalışır da makaleler yazmışlardır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.11.2017 - 15:35 -206-
Bu sayfayı paylaşın :