+A A -A

Üç Beyinsiz Kafa Her Toplumda Her Zaman Bulunabilir

-A A +A

            (Geçen haftadan devam.) Arnavutların Osmanlı devletine silah çekip isyan etmeleri ve sonunda perişan olmalarını anlatan şiirden bazı mısralar şöyleydi:

            Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk
            Bak nasıl doğranıyor baba, kabrinden kalk

            Diriler koşmadı imdadına sen bari yetiş
            Arnavutluk yanıyor, hem bu sefer pek müthiş

            Şair adeta inim inim inlemektedir.

            Dedemin sürdüğü can ektiği toprak gitti…
            Öyle bir gitti ki hem, bir daha gelmez ebedi!

            ………..

            Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova
            Sen misin yoksa hayalin mi vefasız Kosova?           

            Hani binlerce mefahirdi senin her adımın
            Hani nerde, göğsünde yarıp geçtiği yol Yıldırım’ın?

            Hani asker? Hani kalbinde yatan Şah-ı  şehid?
            Ah o kurban-ı zafer nerde bugün? Nerde o iyd?

            Arnavutluk niçin yanıyordu? Avrupalıların “Siz Asya’dan değilsiniz, siz Aryalısınız, sizin yeriniz Avrupa, Türk’ü Avrupa’da tutan sizsiniz” şeklindeki tahriklerine kapılan bölücü Arnavutlar, “Başkımcı” adı altında bir terör örgütü kurmuşlar, yer yer Osmanlı askerine saldırıyor ve Arnavutları “Büyük Arnavutluk” hayaliyle isyana teşvik ediyorlardı.

                        İHANETİN BEDELİ ESARET OLMUŞTU

            Evet, isyanın sonunda bir Arnavutluk kurulmuştu ama bu Arnavutluk, “Başkımcı”ların hayal ettiği Arnavutluk değildi. Sırpların, Hırvatların, Yunanlıların saldırıları Müslüman Arnavutları perim perişan ediyordu. Hâlbuki Arnavutlar, Osmanlı Devleti’ne aralarında Gedik Ahmet Paşa gibi sadrazamların bulunduğu 35 kadar sadrazam vermiş,  belki sayıları yüzlerle ifade edilen vezirler yetiştirmiş ve Devlet-i Âli’de, kurucu unsur olan Türklerden çok çok daha yüksek mevkilere gelmişlerdi. İsyanla beraber şimdi durum bambaşka bir hal almış, Arnavutlar esarete sürüklenmişlerdi. İçinde bulundukları bu zor durumu Üsküp’lü bir genç, yıllar sonra Yahya Kemal’e anlatırken, “Uyandık ama karanlıkta uyandık” sözleriyle özetlemiştir.

            Sebep neydi? Sebep, İslam’dan uzaklaşarak tefrikaya düşmekti. Akif bunu izah ederken yalnız o günleri anlatmıyor, “Ey Müslüman unsurlar ibret alın” diye günümüze de hitabediyordu.

            Karadağ haydudu, Sırp eşşeği, Bulgar yılanı
            Sonra Yunan iti, çepçevre kuşatsın vatanı

            Tarumar eyleyiversin de bütün ordumuzu
            Bizi kovsun, elimizden alarak yurdumuzu

            Kimsesiz ailelerin kimi gitsin bıçağa
            Kimi bin türlü fecaatle çekilsin kucağa

            Birinin ırzı heder, diğerinin hûnu helâl

            ……….

            İşte ey unsur-u isyan, bu elim izmihlâl
            Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti
            Ya neden beklemiyordun bu rezil âkıbeti?

            Hani, milliyetin İslâm idi, kavmiyyet ne
            Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine

            “Arnavutluk” ne demek? Var mı şeraitte yeri
            Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri

            ……….

            Müslümanlıkta anasır mı olurmuş, ne gezer
            Fikr-i kavmiyeti telin ediyor Peygamber.

            En büyük düşmanıdır Ruh-u Nebi tefrikanın
            Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın

            Şu senin akıbetin, bin bu kadar yıl evvel
            Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel

            Akif şiirin sonunda Batı’nın nihai hedefini ortaya koyar ki, hedef gene aynıdır:

            Medeniyyet size çoktan beridir diş biliyor
            Evvela parçalamak sonra da yutmak diliyor.

            Evet, her şey gayet açık. Akif, ibret alınsın, ders çıkarılsın diye yıllar öncesinden olacakları görmüş gibi, adeta bugünleri görmüş gibi anlatıyor her şeyiyle. (Gelecek hafta, Haçlı Dünyasının Değişmeyen Hedefi.)

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.07.2018 - 09:31 -551-
Bu sayfayı paylaşın :