Yusuf İşin Sırrını Çözüyor

-A A +A

(Geçen haftaki yazının devamı.) Nihayet bu oyunu, Teknik Üniversite Makine bölümünde okuyan Yusuf Erkoç’a da yaptığımızda tüm sırlarımız çözülmüş oldu. Yusuf bunun hava basıncından ileri geldiğini, hava basıncını değiştirecek şekilde pencereyle de benim oynadığımı izah etti. Asıl rol penceredeki adama aitti, ötekileri dikkat dağıtıyordu. Yusuf’un oyunumuzu deşifre etmesinden sonra bir daha gelenlere sihirbazlık oyunu oynayamadık ama vaktiyle bu oyunumuza gelmiş olanlara sonradan olup bitenleri teker teker anlattık. Bu basit oyunu nasıl olup da çözemediklerin düşünerek bizden çok onlar gülüyorlardı. O anlar bile “anı cihanı değer” güzel anlardı. Hey gidi günler hey!

Kumkapı’daki bu evimizde üç arkadaş yaklaşık sekiz ay kaldık. Yemek pişirme, banyo yapma, ayrı ayrı odalarda çalışma ihtiyaçlarımız gibi sebeplerle bir daire tutmaya karar verdik ve aradığımız daireyi Fatih İlçesinin Çarşamba semtinde bulduk. Bu sırada aramıza Ankara’da misafir kaldığı evde aradığımız arkadaşımız Uğur da katıldı.

Uğur saçlarına çok düşkündü. Tarandığında iyi dursun diye bir kere sabunlardı. Uğur üniversiteye girememişti. Her nasılsa bir iş bulmuş orada çalışıyor ve gelecek sene sınavlarına hazırlanıyordu. Ne yazık ki bu hazırlıklar yetersiz kaldı ve Uğur üniversiteye giremedi.

Uğur da özellikleri olan bir arkadaşımızdı. İşten eve gelir, elini yüzünü yıkar, elektrik ocağını yakar, yatağına uzanarak gazete kitap okur, bu arada hazırladığı portakal suyunu keyifle içerdi. Oynadığı spor toto kuponları için verdiği parayı her hafta bana vermesini, benim kendisine yılsonunda toplu para vereceğimi söylerdim. Şans oyunları insanımızın akidesini allak bullak ediyordu.

Bu arada kaydedeyim, Kumkapı’da kalırken, evimizin tam karşısındaki Yozgat’lı Aram’ın kahvesinde tavla oynamaya başlamıştık.

Beyazıt’taki fakültemize doksan numaralı Draman otobüsleriyle gider gelirdik. Mehmed’in harıl harıl gürültüyle çalışan doksan numaralı otobüslerle, delik deşik yollarda Eminönü’ne kadar gidip gelmek gibi ilginç bir zevki vardı. Hey gidi günler hey!

Çarşamba’daki evde dört arkadaş iki yıl kadar kaldık. Mehmed’in kız kardeşleri İstanbul’a gelince bizden ayrıldı. Uğur da iş yerine yakın bir yerde kalmaya karar verdi. Benim harçlığım da az olunca evi kapatmak zorunda kaldık. Muhittin, Mehmet Bağçeci ve Mahmut Orhon’un (*) kaldığı eve taşındı. Bu arada bendeniz de çalışabileceğim ve barınabileceğim bir yer aramaya başladım. İzninizle bir kere daha deyeyim, hey gidi günler hey!(Gelecek hafta, Çalışacağım Bir İş Arıyorum.)

-----------------:

(*) Mehmet Bağçeci, merhum avukat, ANAP dönemi Yozgat Milletvekili.

Mahmut Orhon, Doktor, ANAP dönemi Yozgat Milletvekili.  

Kategori: 

1 Comment

Güzel anılar

Güzel anılar

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.11.2017 - 09:52 -1,378-
Bu sayfayı paylaşın :