Zafer Haftası Kutlamaları Akşehir’den Başlamalıdır

-A A +A

Bundan beş yıl önce, Zafer Haftası Kutlamalarının, hakkın teslimi adına, behemehal Akşehir’den başlamasının mecburiyetini bir basın toplantısı ve katıldığım tv canlı programında dile getirmiş ve sözü şöyle bitirmiştim: “Gerekirse bu konuda Başkomutan’a kadar gideceğiz.”

İyi ki, konuşmalarda ‘gerekirse’yi kullanmış; ‘mutlaka’ dememişiz. Yani diyeceğim o ki, bırakın konuyu Başkomutan’a götürmeyi; hemen yanı başımızdaki siyasi, mülki ve askeri erkâna bile ulaştıramadık. Gücümüz yetmedi, üzgünüm…
Aziz milletimizin samimiyetle yürüttüğü bir Milli Mücadele’nin Büyük Zafer’le taçlanmasında Akşehir’in hem maddi, hem de manevi katkılarını akıl ve insaf sahipleri teslim ediyor.

Zafer Haftası Kutlamaları niye Akşehir’den başlamalı? Böyle dönemlerin, tarih şuurunun derinleşip gelişmesi, milletimizin kendi geleceğini tayin edip kurmada paha biçilmez bir inanç, güven ve umut kaynağı olmasındandır. Geçmişin olayları ne kadar doğru, ne kadar hakikate uygun değerlendirilirse, bugünler ile yarınlar da o kadar başarı, hayır ve güzellikler ile çıkar karşımıza.

Aksi durum, tarihi hafızasını kaybederek büyük gailelerle boğuşmak zorunda kalan bugünkü ülkelerin yaşadığı felaketlerin aynısını çıkarır karşımıza. Bugün dahi ülkemizde yaşanan ayrılıkların, acıların temelinde bahsettiğim o şuurun kaybolması yatmaktadır.
Milletimizi vatanından söküp atma, evlatlarını kul ve köle haline getirme planlarının haince uygulandığı bir zamanda herkesin kendi şehrini, mahallesini, adeta sokağını, evini savunmaya mecbur kaldığı bir zamanda Kuvayi Milliye ruh ve heyecanı Rabbimizin lütfuyla Akşehir’de makes bulur.

Asıl olan bir savaşın sadece sonucuna bakarak zaferle övünme alışkanlığını tekrarlamak değildir. Muhteşem zaferi hazırlayan, sarsılmaz iman, azim, akıl ve sağduyunun yansıtıldığı haklı bir stratejiyi, doğru bir metodu, olağanüstü hazırlığı paylaşmak; özellikle -bir hakkın teslimi adına- Akşehir’in Milli Mücadele’ye verdiği göz yaşartıcı desteğin daha iyi anlaşılması için Zafer Haftası Kutlamalarının Akşehir’den başlatılmasını bekliyoruz.

Akşehir’in Batı Cephesi Karargâhı olarak seçilmesine dikkatinizi çekmek isterim. Sakarya Savaşı esnasında Akşehir bölgesinde gönüllü piyadeler ile erlerden iki alaylı bir birlikten ‘Mürettep Tümen’ teşekkül ettirilmiş ve Kurmay Yarbay Zeki Soydemir’in komutasında cephe gerisinde düşmana önemli tacizlerde bulunmuştur ki; bu tümen ve harekâtı Taarruza ilham kaynağı olmuştur.

İstiklal Harbinin en önemli aşamasını oluşturan Büyük Taarruz hazırlığı ve bunun zaferle taçlanmasında, Akşehir’in jeopolitik konumu, ekonomik gücü, işgücü kaynağı, demiryolu hattı üzerinde bulunmasının ötesinde Akşehirlinin Kuvayi Milli’ye hareketine ve Türk ordusuna verdiği maddi ve manevi destek çok önemli bir rol oynamıştır.
Ayrıca, savaş hukukunu tanımayan ahlaksız düşman askerini baskı altında tutacak en yakın istikamette; taarruza en müsait mıntıkada; Konya ve güneye yapılacak bir taarruzu önleyebilecek bir konumda bulunması ve beslenme kaynağı olan Konya ve Orta Anadolu’nun Batı’ya açılan kapısı olmasıdır.

Henüz işin başında sahip olduğu Kuvayi Milliye ruhu ve Akşehir’e Batı Cephesi Otağının kurulması milletimizin makûs talihini döndüren en önemli kararlardan biridir. Akşehir’in Büyük Taarruz hazırlığına 9 ay 10 gün ana kucağı olması elbette büyük bir şereftir.

Birinci Ordu Karargâhı Çay’a, İkinci Ordu karargâhı Bolvadin’e ve Cephe Komutanlığı Karargâhı 15 Kasım 1921’de Akşehir’e taşındıktan sonra; büyük destanı oluşturacak Cephe Komutanlığı Akşehir Belediyesi binasına; kurmay ikinci başkanlığı bir hana, şubeler evlere, karargâh askerleri de hanlara yerleştirildi. Topçular, Karabulut ve Ortaköy’e; süvariler Tuzlukçu ve Erdoğdu, Azarı, Çakıllar ve Yaylabelen köylerine nakledilip yerleştirilir.

Akşehir sahip olduğu sarsılmaz iman ve mevcut imkânlarını bu mücadeleye katmış; şehirdeki tüm arabacı, bakırcı ve demirci dükkânları silah imalathanesine dönüştürülmüştü. Arastadaki dükkânlarda usta eller süngüler yapmış, tüfekler tamir edilmişti. Ordunun mühimmatı, silahı ve cephanesinin imali ve ikmali burada gerçekleştirilmiş; evlerde giysiler dikilmiş, cephede yaralananların bakımı, tedavisi için yaşlı genç bütün kadınlar gönüllü hemşire görevi üstlenmişlerdi.

Büyük Taarruz planının esası Garp Cephesi Karargâhının yerleştiği Belediye binasındaki İsmet Paşanın tarihi odasında hazırlandı. Bu plan şekil itibariyle sad (ص) harfine benzediği için “Sad Projesi” adını aldı.

Uzun hazırlıklardan sonra Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü 6 Ağustos’ta ordularına gizli olarak taarruza hazırlık emrini verir.

Gazi Mustafa Kemal, tarihe şu kaydı düşer: “20 Ağustos 1922 günü öğleden sonra saat dörtte Garp Cephesi Karargâhında, yani Akşehir’de, bulunuyordum. Kısa müzakere sonrası 26 Ağustos 1922 sabahı düşmana taarruz için cephe kumandanına emir verdim.”
Artık her şey hazırdır, beklenen gün gelmiştir. Büyük tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın o günleri tasvir ederken anlattıklarını gözünüzden birkaç damla yaş akıtmadan okuyamazsınız.

Batı Cephesi Karargâhı 24 Ağustos Cuma günü Akşehir’den cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına Akşehirlinin duasıyla selametlenir. Sabırsızlıkla ancak vakarla beklenen zafer müjdesi bir hafta sonra, nefes nefese Arastaya gelen bir süvarinin: “Savaşı biz kazandık. Zafer bizim. İzmir’e doğru gidiyoruz.” haberiyle gelir. Bir hafta süren sessiz bekleyiş yerini kutlamalara bırakır. Ardından 30 Ağustos Zaferi…

9 Eylül’de Türk ordusu İzmir’e girdiği gün, kutlamalar bayram coşkusuna dönüşür. Çünkü o, çağrıldığı Milli Mücadele’ye yüksünmeden katılmış, dillere destan bir fedakârlık abidesi oluşturmuştur. 9 ay, 10 gün Batı Cephesi Karargâhına anne şefkatiyle kucağını açması, Büyük Taarruzun iman, ideal ve heyecanını zirveye taşıyan en büyük amildir.
Onun için bizim: “Zafer Haftası Kutlamaları Akşehir’den başlamalıdır.” diye ısrarımız vardır. Aksi durum, bıkkınlık veren kuru ve yavan övünmelerle zamanı öldürmekten başka bir işe yaramaz.

Milletimizin yaşadığı yokluklar, yoksunluklara rağmen, aziz kanını akıtıp canını feda ederek kazandığı 30 Ağustos Zaferi ve onun bayramı kutlu olsun.

idris-dogan@hotmail.com

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.08.2017 - 16:36 -349-
Bu sayfayı paylaşın :