+A A -A

"Zeytin Dalı" Harekatı'na Dair.

-A A +A

Doğan Atay
Gölbaşı-Ankara

20 Ocak 2018 Cumartesi günü akşam üzeri saat 17,00 den itibaren, Türk Silahlı Kuvvetleri, günlerdir yapılacağı seslendirilen bir askeri harekata “Zeytin Dalı” girişmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri, Türk Silahlı Kuvvetleri ülke dışında bazı harekatlara katılmış ya da doğrudan kendisi planlayıp yapmıştır. Hatırladığım kadarıyla ilki Kore’de BM şemsiyesi altında katılınılan askeri harekattır -ki BM şemsiyesi altında olmakla, TSK’nin plan ve insiyatifi ile değil, İngiltere-Amerika ittifakına tabi olarak yapılmıştır.

Yine hatırladığım kadarıyla ikincisi, 20 Temmuz 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’dır. İngiltere ve Yunanistan ile birlikte garantörü olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti, garantörlüğünün gereğini yerine getirmeyen Yunanistan ve İngiltere’nin sözleşmeye uymayarak, hatta sözleşmeleri bilerek ve ihmalen ihlal etmeleri üzerine, Kıbrıs’taki soydaşlarımızın yok edilmeye ramak kalması karşısında; TSK nin kendi insiyatifi ve planlaması ile yapılmış bir harekattır. Temmuz 1974 de CHP-Refah Partisi koalisyon hükümeti iş başında idi. O zaman ki gazetelerde çıkan haberlere göre; Hükümetin kabulü kararı ile Türk Ordusu Kıbrıs’a çıkartma yaparak, Kıbrıs’lı soydaşlarımızı yok edilmekten kurtarmıştır. O zaman ki bakanlar kurulundan 5 bakanın hayır oyu, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ın da dahil olduğu 7 bakanın kabul oyu ve diğer bakanların ve o zaman başbakan olan Bülent Ecevit’in çekimser oyuna rağmen  bu çıkartma yapıldı. 1923 yılından sonra ilk defa TSK kendi planlaması ile yurt dışında bir harekat yapmış oldu. Bu harekat, İngiltere’ye, ABD’ye, SSCB ve Avrupa Dveletlerinin muhalefetine rağmen yapılmıştı. Bunun üzerine Türkiye, 15 yıldan fazla süren bir silah ve ekonomik ambargo ve baskılara maruz kaldı. Halen Kıbrıs Problemi çözülmüş değidir. Demek ki, eksik yaptığımız, ya da yanlış yaptığımız bazı şeyler var. Askeri harekatlar, son çare olarak yapılır. Bu durumda problemin de mutlaka çözülmüş olması lazım gelmesini beklersiniz. Ama öyle olmuyor. Hem askeri harekatlar öncesi, hem de sonrasında diplomatik-psikolojik-propaganda savaşı devam eder. Yani uzun soluklu olmak zorundasınız. Yoksa kaybedersiniz. Bu gün Kıbrıs davası halen çözülmüş değildir. O tarihten beri gelen hükümetler bir irade ortaya koyamadılar. Bizden başka kimsenin tanımadığı KKTC kuruldu. Ama bağımsızlık iradesini ne yazık ki gösteremiyoruz. İlhak veya iltihak’a da cesaret edecek siyasi yönetimler de ufukta gözükmüyor.

2017 yılında yine adı var ama fiilen kendi iradi varlığını ortaya koyamayan bir devlet olan Suriye Arap Cumhuriyeti içindeki iç savaş sebebiyle, güvenliğimizi tehdit eden yapılanmaları engeleyebilmek maksadıyla Fırat Kalkanı Harekatı düzenlemiştir. Bu harekat da, askeri müttfik olarak üyesi olduğumuz NATO denilen (dost mu düşman mı) örgütün karşı çıkmasına, AB, ABD ve Rusya Cumhuriyeti’nin karşı tavırlarına rağmen, TSK’lerince planlanıp icra edilen bir harekattır. Yani devletimiz 2. kez, müttefiklerinin karşı  çıkmasına rağmen yurt dışı bir askeri harekat düzenlemiştir. Suriye topraklarını paylaşmaya and içmiş batılı güçlerin (İsrail-ABD-İngiltere-AB vb. leri)  bu toprak üzerinde oynamaktan vazgeçmedikleri oyunları yüzünden Türkiye’mizin ciddi manada güvenliği tehdit altına düşmüştür. Güvenliğimizi sağlamak, gelecekteki bekamızı temin etmek bakımından bu harekat elzem olmuştu. Hatta siyasi karar mevkiindekiler, -  ne yazık ki -tabii ki bize göre- geç bile kaldılar.  Bu harekat bence eksik kaldı. Çünkü Menbiç’e yerleşen Nato subayları ile onların eğittiği terör unsurları halen burayı işgal altında tutuyor. Artık Nato, ülkemizi gizli olarak değil açıktan işgal edebilmek için, İsrail denilen terör devletine alan ve toprak sağlamak için, bu sınırımız boyunca yerleşecek olan bir düzenli ABD-İSRAİL askeri taşeron örgütü yerleştirmektedir. Yani bizim bundan sonraki hedefimiz, Suriye ve Irak sınırımıza komşu olmayan, ama işgal ederek buraya yerleşen ABD askeri gücünü bu sınırdan uzak tutacak askeri girişimlerde bulunmamız gerekmektedir.

20 Ocak 2018 de akşam saatlaerine doğru saat 17,00 de TSK Suriye sınırları içinde kalan, aslında ilk harekatta alınması gerektiği halde buraya yönelik işlem yapılmayan AFRİN bölgesine karadan topçu ateşi ile başlayıp, savaş uçaklarımızın katılımı ile devam eden bir harekata, “Zeytin Dalı” harekatına başlamıştır. Allah, ordumuzu muzaffer eylesin. Askeri harekat yapıldığına göre başka çare kalmamış demektir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu harekatı da kendisi planlamıştır. Yani üçüncü kez ülke dışında harekat yapmak durumundadır. İlk harekattan bu yana 44 sene geçmiştir. Bu harekat, henüz siyasi başarıya ulaşamamıştır. Şu halde, bir Kıbrıs davası daha önümüze serilmiş demektir.

“Zeytin Dalı” harekatının meşruiyeti, ulsulararası anlaşmalara, meşru müdafaa nedenine, BM anayasasının 51. Maddesine vb. lerine dayanılarak izah edilmektedir. Bunlar doğrudur. Ancak eksiktir.

1-      Sınır ötesi harekatlar, terör saldırısını yapan güçlerin takibi ve bu sebeple de saldıran unsurların imhası yanında, Türkiye’de geçici olarak barınmakta olan 3,5 milyon Suriye Vatandaşı’nın sürülüp çıkarıldıkları topraklara dönme hakkına da dayanmalıdır.

2-      Nasıl komşu ülkelerdeki soydaşlarımızın haklarının korunması bize Kıbrıs Harekatına dayanak olmuş ise, ülkemizdeki Suriye vatandaşlarının bakımını üstlendiğimize göre, onlar adına, onların terk etmek zorunda kaldığı topraklar üzerinde talep hakkı doğurur. Böyle uluslarası bir kural var mıdır? Beni orası ilgilendirmiyor. Bundan böyle, böyle bir hak ülkem için vardır. 5 yıldır 3,5 milyon Suriyeli insana bakıyoruz. O halde bu  insanların terk etmek durumunda kaldıkları topraklar üzerinde operasyona hakkımız var.

3-       Bu insanlar, geldikleri topraklarda evlerini bıraktılar, mallarını bıraktılar, iş yerleri yağmalandı. İnsan olarak onların savaş tazminatı isteme hakkı var. Bu hak şu anda bu insanlara bakan devlete; Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Çünkü bu insanlar, ülkelerine giderek hak aama imkanlarına sahip değildirler. Haklarını, terör ve can güvenliğinin olmaması sebebiyle, Suriye’deki yetkili makamlarda aramaları mümkün değil. O halde bu insanlara ev sahipliği yapan devletimiz, bu hakkı talep yetkisine sahip olmuştur. Bu sebeple, ülkemizde yaşayan Suriye asıllı insanlardan bir heyet oluşturulup, vekaletleri alınarak, uluslararası mahkemelerde davalar açılmalıdır.

4-      Gerek Fırat Kalkanı gerekse Zeytin Dalı harekatlarında elde edilen topraklara, Türkiye’de yaşayan Suriye vatandaşları iskan edilmelidir.

5-       Bu topraklar üzerinde hemen nüfus idaresi, tapu idaresi, iç güvenlik birimleri kurulmalı. Bunların yanında toplumsal düzenin sağlanması bakımından idari birimler kurulmalıdır. Kurulacak mahalli idareler adına bu toprakların idaresi üstlenilmelidir. Bunlar yazılı belgelere bağlanmalıdır.

6-      Biz toprakları işgal mi ediyoruz? Hayır! Ancak ilk askeri harekatımız nedeniyle Kıbrıs meselemiz 44 yıldır halledilemedi. Suriye’deki harekatlarımız bu bölgelerle sınırlı kalmayacaktır. Çünkü geride güven altına alınması gereken uzunca bir sınırımız var. İsrail-ABD-AB kontrolündeki taşeronların, artık ülkemizi daha açık olarak tehdit edecekleri aşikâr. O halde bu bölgelerde kalıcı yapılar oluşturumalı, malî külfetlerine de o bölge insanlarını idari teşkilatlanma ile ortak etmeliyiz.

7-      Suriye Arap Cumhuriyeti, bütünlüğünü sağlayıncaya kadar da harekat bölgelerinden çekilmemiz söz konusu olamaz. Çünkü ortada, uluslararası anlaşmalara göre sınırları bellirli olan bir devlet yok ise, askeri harekat bölgelerinden çekilmek, sınırımıza komşu yeni devletlerin kurulmasına seyirci kalmak olur. Biz haritada halen var olan Suriye Cumhuriyetine karşı sınır ve toprak bütünlüğünü taahhüt ediyoruz. Olmayan bir devlete toprak terk edemeyiz. Bu cümleden olmak üzere, İsrail işgal ettiği topraklardan 1948 deki sınırlarına çekilmedikçe, ABD nin askeri gücü ve askeri üsleri kapatılıp boşaltılmadıkça, İran ve Rus güçleri bu ülkenin topraklarını boşaltmadıkça Türk Askeri gücünün buraları boşaltması mümkün değildir. ABD hangi devlet ile anlaşmalar yaparak bu topraklarda askeri üs kuruyor ki? Açıkça İsral gibi komşu bile olmadığı bir ülkenin hukuki ve siyasi varlığına suikast ediyor. İşgal ediyor, güya insanları koruyor. Pekiy bu kadar Suriye vatandaşı Türkiye’de ne geziyor? 

8-      Hamaset güzel ama bedeli ağır. O halde harekat bölgelerinde kendi kendini finanse eden bir yapılanmayı bizzat zorlamalıyız.  Devletimiz, (asker sivil bürokrasimiz)  ve milletimiz ne kadar organizatör, bunu da böylece anlamış oluruz.

Afrin’e düzenlenen Zeytin Dalı harekatının muffakiyeti için, gecenin 24.00 de şükür namazı kıldım duamı yaptım. Fetih suresini Allah’ın rızasını talep için okudum. Yüce Allahım! Ordumuzu muzaffer eyle.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.02.2018 - 16:35 -3,424-
Bu sayfayı paylaşın :